BULDAN'IN TARİHÇESİ
Selçuk beyleri doğudan devamlı göç eden Oğuz aşiretlerini
batıya göç ederek ilerde zaptedeceği yerlere onları yerleştirmek
amacını takip ediyordu. Göçebe türk aşiretleri Menderes'i
geçerek şimdiki Buldan çevresine gelip hayvancılıkla uğraşmaya
başlamışlardır. Çağış mevkiine yerleşmişlerdir. Bizans
hakimiyeti altında bulunuyorlardı. 1215 senelerinde yapıldığı
sanılan bu yerleşme şimdiki Buldan'ın çekirdeğini teşkil
etmektedir. Bunları doğudan elen türk boyları takip eder.
Denizli taraflarına gelen aşiret oymakları Selçuklular
tarafından, maksatlı olarak Buldan çevresine geçip yerleşmeleri
teşvik edilmiştir.
Gelen bu göçebe boyları bulundukları yerin adını çarşamba
koymuşlar, hayvancılığın yanı sıra ziraatla uğraşmaya,
uygarlıklarını kurmaya, pamuk ve yünden kirmanla eğirdikleri
ipliklerle kaba saba fakat sağlam giyim eşyası dokumaya
başlamışlardır. dokumaları kısa zamanda çevrede ün salmıştır.
Osmanlı padişahı Osman Gazi'nin Çarşambayı Lazikiye'de dokunan
kırmızı şallardan elbise yaptırıp giydiği rivayet edilmektedir.
Tripolis şehri 1305 tarihinde Germiyan Beyi Birinci Yakup
tarafından fethedilmesi üzerine buranın dokumaları Osman Gazi'ye
duyurulduğu bilinmektedir. Çağışta tamamen Türkler tarafından
oluşturulmuş Çarşamba Köyü 2600 nüfusa ulaşmıştır. Tripolis
şehrinden Filedelfiye (Alaşehir) giden yol kenarına kurulmuş
olan bu köy zamanla tanınmış buraya hayvan satın almaya,
dokunmuş mal satın almaya gelen tüccarların uğrak yeri olmuştur.
Buldan çevresinde Germiyanoğullarının hakimiyetinin tam olarak
ne zaman bittiği bilinmektedir. Ancak 1335 tarihinde
Çarşamba'nın idaresinin Aydınoğullarına geçtiğini (Türkiye
Tarihi Cilt-II) biliyoruz. 1340 senesinde Buldan ve çevresinin
yine Germiyanoğullarına mensup İnançoğullarının hakimiyetine
geçtiğini söyleyebiliriz. Germiyan Hükümdarı 2. Yakup Beyin
erkek evladı bulunmadığından 1428'de 2. Murat'ı ziyaret ederek
ölümünden sonra Germiyan beyliğini tamamen Osmanlı idaresine
terk edeceğini bildirmiştir. Nitekim 1429 yılında bu vasiyet
gerçekleşmiş; Germiyan Beyliği tamamen Osmanlı topraklarına
katılmıştır. 1354 tarihinde meydana gelen büyük depremde
çarşamba ve Tripolis şehirleri fazlasıyla zarar görmüştür.
Türklerle Hıristiyanlar o ana kadar beraber yaşarlarken bir
kısım Hıristiyan ahalinin başka yerlere göç etmiş; daha sonra da
yanı başına bugün ki Yenice kasabası kurulmuştur.
Artık Çarşambayı Lazikiye'de yaşamanın gittikçe güçleştiğini
farkeden o tarihte sözü geçen ağalarından olan Hıdır Ağa
adamlarını toplayıp şimdiki Güroluk mahallesine göç ederek
(1579) mekan tutmuşlardır. Hıdır Ağa'dan daha sonra ya da onuna
beraber geldiği düşünülen Alaca aşireti reisi Mehmet Ağa'da
ikinci olarak gelmiş; şimdiki Düzalan mahallesine 1580 tarihinde
yerleşmiştir. O tarihte şimdiki Buldan'ın bulunduğu alan
ormanlık olduğu için iki beyin adamları tarafından ağaçlar
kesilerek yerlerine toprak örtülü evler yapılmıştır. halen
Çarşambayı Lazikiye'nin bulunduğu yer olan Çağış'ta 15 ev
bulunmaktadır. Kurucularına izafeten Hıdıroluk mahallesi
denilmiş; 1938 yılında ise Güroluk olarak değiştirilmiştir.
Alacaoğullarıda ilk mescidi yaptıklarından bulunduğu yere
Alacamescid mahallesi denilmiş; bu isimde 1938 yılında Düzalan
mahallesi olarak değiştirilmiştir. Bunları daha sonra
Anadolu'dan gelen Türk boyları takip etmiştir. Sonradan gelen
abbas Ağa ve adamları bugün ki Çaybaşı mahallesinin mekan
tutmuş; orayada Abbas Mahallesi denmiştir. 1938 yılında içinden
geçen çayın ismi dikkate alınarak çaybaşı mahallesi olarak
değiştirilmiştir. Araplı aşiretinden İlyas Ağa'da bugün ki
Kurtuluş mahallesine yerleşmiştir. Yeni kurulan bu yerin ismi
üzerine pek çok söylenti vardır. Çarşambayı Lazikiye halkı
belden giyindiklerinden Boldan; diğer bir rivayete göre
eşkiyalardan kaçıp dağın eteklerine sığındıklarından Bulda al;
başka bir rivayete göreyse dağların bolluk olmasından dolayı
Boldağ isimlerinden geldikleri söylenebilir. Eski kayıtlarda
Boldan olarak ismi karşımıza çıkmaktadır. Cumhuriyet döneminde
Buldan'a çevrilip bu isimde karar kılınmıştır.Katip Çelebi'nin
Cihannüma adlı eserinin 634. sayfasında Denizli ovasında
Ezine'nin (Sarayköy) şimali garb tarafında iki saatlik yerde
Boldan'ın bulunduğu ve her hafta pazar kurulduğunu yazmaktadır.
Çam ağaçlarıyla (!) bezeli bir dağın eteklerine kurulu Buldan
daha sonraları gittikçe gelişmiş 1779'da Aydın iline bağlı bir
bucak olmuştur. Bu gelişimini devam ettiren Buldan 1847 yılında
yine Aydın iline bağlı bir ilçe , Denizli'nin sancak olmasından
itibaren 1883 yılından itibaren Denizli sancağına bağlı bir ilçe
olmuştur. Denizli'nin 1923'de il olmasıyla beraber Buldan
Denizli vilayetine ilçe olarak bağlı kalmaya devam etmiştir.
BULDAN'A ÖZGÜ YEMEKLER
Patlıcan-Soğan : Çiğ (yahut közde pişirilmiş) patlıcan
ve yeşil biber, (çiğ yahut yağda hafif kavrulmuş) soğan,
domates, peynir ve koyu erik veya nar ekşisi yufka içine konarak
dürüm yapılır. Dürüm döğülmüş çitlenbik de konulabilir.
Çağla Dürümü: Çağla ve taze çitlenbik(bedren9 havanda
döğülür. Kaynamış yumurta, yeşil soğan, peynir, maydonoz
doğranıp çağla-bedren döğmesi ile karıştırılır, tuz ve zeytin
yağı eklenir, yufka içine konarak dürüm yapılır.
Tere-marul dürümü: Haşlanmış yumurta ve peynir
doğranır; tere, marul, roka, maydonoz, dereotu, yeşil soğan
yufka yerleştirilir, üzerine toz kırmızı iber ekilir, biraz
zeytinyağı dökülür ve dürüm yapılır.
Oğmaç: Kuru yufka kırıntısı, peynir ve soğan
karıştırılır, üzerine su serpilir, avuçta sıkılır.
Göce Yemeği: Buğday taş değirmende yarılır yani
parçalar halinde kırılır. kırılmış buğday taneleri yıkanır. su
ve tuz konarak kaynatılır. Ateşten indirilir. suyunu çekince
içine sarmısaklı yoğurt konur ve karıştırılır. servis yapılırken
üzerine tavada kırmızı biberle eritilmiş tereyağı dökülür. Arap
Yemeği: Kuşbaşı doğranmış tavşan eti haşlanır veya kavrulur.
Darı unu sıcak suyla yoğrularak hamur yapılır ve parmak
kalınlığında çubuk haline getirilir. bu hamur çubuk küçük
parçacıklara bölünür. Buğday ve darı unundan hazırlanmış
tereyağlı çorba yapılır. Hamur parçacıkları ve tavşan eti bu
çorbaya katılır ve pişirilir. Çentme Yemeği: Kabak küçük küpler
halinde doğranır, tereyağda kavrulur, sonra üzerine yumurta
kırılır ve biraz daha kavrulur. Küpeç kebabı: Oğlak veya kuzu
eti küpeç içine konur. Küpeçin ağzı hamurla kapatılır ve kor
üzerine konur veya fırına verilir.
Çörek dolması: Bir gün bekletilerek bayatlaştırılmış
yuvarlak fırın ekmeğinin üst tarafından kabuğu el girecek kadar
kesilerek alınır. Buradan ekmeğin içi boşaltılır. Çıkarılan
ekmek içi ufalanır. Kıyma kavrulur, rengi kızarırken içine
tereyağı ve ufalanmış ekmek içi katılarak kavurma işlemine biraz
daha devam olunur. Kavurma işlemi sona yaklaşırken içine iri
taneli kırılmış ceviz ve maydonoz katılır. kavrulmuş olan
karışım boşaltılmış ekmeğin içine konur. kesilmiş kapakta yerine
konur. Bir tepsinin içine bir kaç asma çubuğu yerleştirildikten
sonra içi doldurulmuş ekmek çubukları üstüne konur. ekmeğin
üstüne sulandırılmış domates salçası dökülür ve tepsi fırına
konur. Bir müdet sonra sulandırlımış domates salçasından ekmek
üstüne biraz daha dökülür ve tepsi tekrar fırına konur. Pekmezli
Kabak Yemeği : Kuşbaşı et haşlandıktan veya kavrulduktan sonra
içine sert kabak, tereyağı, su ve akşamdan ıslatılmış nohut
eklenir ve kaynatılır. yemek pişirmek üzere iken içine sıcak
pekmez eklenir.
Saraylı: Tepsinin dibi yağlanır. ekmek olarak yenilen,
kızgın saçta pişirilmiş yufkalar su serpilerek yumuşatılır.
Yufka içine iri döğülmüş ceviz konur ve yuvarlanır. Yuvarlanmış
yufka tepsi tepsi içine yılancari şekilde yerleştirilir. En üste
de yağ sürülüp tepsi fırına sürülür. Piştikten sonra soğumaya
bırakılır. Ayrı bir kapta biraz sulandırılmış pekmez hafifçe
ısıtılır, parmak yanmayacak derecede ısınmışken tepsiye dökülür.
Pekmez yerine şekerli su da kullanılabilir. İncir Tatlısı: Kuru
incir yıkanır, sapları kesilir ve ince dilimler halinde kesilir,
süt ve şeker eklenerek kaynatılır.